18 Ocak 2010 Pazartesi

Kuş Odası

Kuş odasında hareket var... Sevgili dostum Dr.Kemal Bey ve biricik Özlem'den gelen harika Malinois kanaryalarından ilk yumurtalar...
İzmirli Jako'lar çiftleşmelerine rağmen hala yumurta yapmadılar, ama başka bir çifte örnek oldular, onlarda da aşk başladı.


Çiftlikte Uzaylı Mırmır

Torunum sevsin diye almış onu Ferruh. Ama kedi aksi mi aksi. Asilzade İranlı hanfendi tüylerini taratırmıyor da.O yüzden de soluğu bizim çiftlikte aldı. Gerçekten tüyleri düğüm düğüm, topak topak. Başka hiçbir çare yok. Soluğu Bursa'da sevgili Veteriner arkadaşımız Tuna Pınar'da aldık.Ve bizim Mırmır derin uykularda iken koyun gibi kırpıldı. O havalı post sıfıra inince havaları da söndü ve eve döndüğümüzde - utancından olsa gerek - diğer kedilere görünmemek için saklanmayı tercih ediyor şimdilik. İyi de oldu galiba, çünkü Ferruh da bahçeye kedi medi hiçbir şey sokmamış, ne de olsa o sokak kedisi değil, tam tersine muhterem ama o kadar da aksi bir İran Kedisi. Bir de bunu bizim eski pisicikler anlasalarrr yaa :))




09 Ocak 2010 Cumartesi

Tavuk, Horoz




08 Ocak 2010 Cuma

Tavus, Sülün ve Keklik


Güvercinler


Cavia ve Tavşan




06 Ocak 2010 Çarşamba

Kamerun Koyunları


04 Ocak 2010 Pazartesi

Civciv

Bu ara yılın ilk civcivleri büyüyorlar.

Papillon Bebeleri

Papillon bebişkolarımızdan da birkaç önekler:

Yorkiler

Yorkiciklerimiz bizim el bebek gül bebek bakığımız şımarıklar. Çiko, kuyruğu dimdik, bahçenin yanından geçip giden traktörü kovaladıktan sonra, büyük bir hava ile KOVDUM YAAA dercesine yanımıza gelişi seyedilmeye değer..Refikası Pampiş ise Papillon kızları hiiç çekemiyor..

Linda

Petshopta koca bir Kurzhaardackel..Türkçesi kısa tüylü sosis))..Kardeşi ile beraber müşteri bekliyor..Aşık oldum..O da bana..Kulak mememi emmeye başlayınca “BEN BUNU GÖTÜRÜYORUM” dedim sevgili Soner ve ablası Seher’e..Nasılsa bir şekilde ödeşeriz..Onu orda bırakamazdım..
Ve evimize bir Anakonda katılmış oldu..Yattığı yerden mama kabını kollarken, yanaşana upuzun vücudu ile upuzun bununu uzatıyor ve tıpatıp bir anakonda gibi herkesi kokutuyor.))
Mukmuktan 1-2 ya büyük olunca onla süper arkadaş oldu ve küçük anaşist çetesi hiç bibirinden ayrılmaz oldu..

Mukmuk

Mukmuk:
Bir çiftlikte buldum onu....
Annesi vaz geçmiş ondan, yavrulardan biri ölmüş bile, dört-beş kardeşi olması gerektiği gibi kuyruk sallayarak memeye takılı iken, o samanlarin içinde bir köşede, minik kaburgaları dışarıda beni bekliyordu.
Babası bizim Bıdığın oğlu Ateş. Serttır.. Annesi ise bembeyaz, oldukca sevecen, tatlı bir Amerikan Bulldog. Mukmuk’u eve getirdik ve özel bir süt karışımı 2 saat ara ile biberonla beslenmeye başladı. Gözlerini bikaç gün içinde açtı..Yaşayacağım dedi ve hala da büyük bir azimle büyümeye devam ediyor. Şu an tam 5 aylık ve dobiş mı dobiş, aa oyle kof dobişlerden değil, içinde bayaga da adeleler gözükmeye başladı..Bunca ıştahla Puppy maması tükettikten sonra...)))


Cesi

Cesi artık Baski ve Lindoştan ayrıldı, tek başına kocaman bir bekçi köpeği oldu.
Aslında çok da uslu bir kız. Ama o kocaman cüssesi ile kuyruğu ile bile Çikoya çarpsa, Cikoşumuz baygınlık geçiriyor. O yüzden sadece bizler varken ufaklıklarla beraber bahçede koşabiliyor. Dünya güzeli, sımsıcak bakışlı asil bir Alman Kurdudur Cesimiz, soylu Alman secereli ataları hemen belli oluyor zaten.














Pisicikler

Her şey sevgili Mehtabın yüzünden oldu.......
Ben ona dükkanının açılışı için Kanarya verdiğimde, ben de sana kedi vermek istiyorum dedi.
Aa, olmazz, bunca köpeğin arasında dedim..
Nasıl olmaz...benim kedilerim köpeklere alışık, merak etme dedi..
Ve...
Dayanamadım gittim dükkanına..Kocamann harika tüy yumağı İranlar ve Çincillalar..Ve bir bebek kuçagıma geldi.Meğer bana vermek istediği de o imiş..Himalaya, yani o siyam kedisi rengine benzeyen İranlar. Çiikinn kaldı adı...Çünkü o masmavi gözlerle çook çikinnn))Eve geldik ve tüm köpekler onu anında kabullendi..
Sorun yok demek..Eh, bahçede de fareler için care aramıyor muyuduk? Osmanelinde çok tatlı ihtiyar bir çift şehrin çok dışında tarla bakıyorlar, yazlık bir de külübe diktiler oraya. Ve kediler..Tam fare avcısı..Parlak tüylü, belli ki hastalık olnarın yanına uğrayamamış. Sağolsunlar, iki üyey kızkardeş tekir verdiler bize.Abla tekir düyna güzeli, deniz yeşil gözlü, yuvarlak suratlı bitish shothair’e çok benzeyen bir güzellik. Kız kardeşi de onun biraz daha siyahi model..Ama karakter olarak ufaklık tam anarşist..Koca köpeklerden korkmaz, kuyruklarını patileyerek tahrik eder..
Bunlar da yetmemiş gibi, sevgili veteriner hekim arkadaşım Kubilay’dan yetişkin bir dişi Siyam, öğrencisinden de yavru bir Siyam kızı daha aldık..Ettik mı 5 kedi kızımız..))..Kubilaydan geleni gerçi zor alışacağına benziyor.çok ürkek..ama bebek olana galiba yakında bizim anarşisti bile sollayacak..
Bu ara....Ümit kedileri hiiiç sevmez...Netiçe ortada)))





Tatil



And Last but not Least......
bu kocamann ailenin annesi babası...
tatile bile çocuklardan götürmeden mutlu olmazlar))

03 Ocak 2010 Pazar

İrma, Dikkulak, Baski, Linka

İRMA
Canım İrmacım....Neler yaşamadık senle..Sen türünün en güzel örneklerden birisin, vefalı, sadık, dostumuzu düşmanımızdan ayırdetmesini bilen, sevgi dolu bir sokak köpeği..Çoook yaşlı idi, artık yürümekte zorluk çekti, yine de yattığı yerden şüphelendiği bir durum olunca sesini diğer dört ayaklı dostlarımıza duyurarak onlara bekçi olmayi öğretti.
Seni çok özleyeceğiz, eksikliğini kimse dolduramaz, sevgili İrmacım benim..

DİKKULAK
Sevgili Dikkulak, bebeğim, minnacığım benim, doğumda seni kayıbettik.
Sinan İnce, büyük dostum, uçarak geldi seni kurtarmak için, ama sezeryanda sadece bebeklerini kurtarabildik. Seni gidi incecik, meraklı, tilkicigim benim..Bebeklerinle yaşamaya devam edeceksin.

BASKİ
Tavşanları, tavukları, hatta kuzucugumuzu fazlasıyla “sevdiği” için artık başka bir boxerle beraber Manyasta başka mahlukatın olmadığı bir yerde mutlu bir hayat sürdürüyor.

LİNKA
Koca Bebeğimiz ait olduğu yere, İsviçre’de, hayatın ikinci yarısını çok sevdiği Dilara ve Leyla ile birlikte yaşayacak.

07 Şubat 2009 Cumartesi

Karşılıksız Sevgi TRT - Verena Gygax Çiftliği


20 Nisan 2008 Pazar

Bıdık



Falling Slowly

I don't know you
But I want you
All the more for that
Words fall through me
And always fool me
And I can't react
And games that never amount
To more than they're meant
Will play themselves out

Take this sinking boat and point it home
We've still got time
Raise your hopeful voice you have a choice
You've made it now

Falling slowly, eyes that know me
And I can't go back
Moods that take me and erase me
And I'm painted black
You have suffered enough
And warred with yourself
It's time that you won

Take this sinking boat and point it home
We've still got time
Raise your hopeful voice you had a choice
You've made it now

Take this sinking boat and point it home
We've still got time
Raise your hopeful voice you had a choice
You've made it now
Falling slowly sing your melody
I'll sing along

02 Nisan 2008 Çarşamba

Bıdık - Amerikan Bulldog

02 Mayıs 2007 , Bugun 18 Nisan 2008 , Bıdık bizi yalnız bıraktı :(

BIDIK - Amerikan Bulldog

Bıdık, 2000 yılında İsviçre’de doğmuş bir Amerikan Bulldog’tur. Çok sevecen, iyi niyetli, kimseye zararı olmayan güzel bir dişidir. Ne var ki söz konusu başka dişi köpekler ise, çoş değişiyor. Bizim munis Bıdık bir canavar kesiliyor, pes etmeyi de bilmiyor. Onun için Linka ile yan yana getiremiyoruz yoksa kıyamet kopuyor. Sosyalleşme eksikliği olmamalı çünkü çocukluğunda da başka köpeklerimiz vardı. Herhalde biraz genetik olsa gerek. Ama bebeklere en iyi şekilde bakıyor, zaten bir defa 12 yavruyu birden çok güzel büyütmüştü.


04 Şubat 2008 Pazartesi

Papağanlarda Tüy Yolma

Eğer bir papağan tüylerini yoluyorsa, bu, elbette bir şeylerin yolunda gitmediğine dair bir işarettir.
Bazı papağan cinsleri diğerlerine göre daha çok tüy yolmaya meyilliler. Jakolar, Kakadular ve Eklektuslar en çok tüy yolanların arasındadırlar. Genelde sebepler fiziki değil de ruhsaldır. Bilhassa stres yaratan olaylar tüy yolmaya sebep olabilirler, örneğin sahibinin uzakta kalması, evin taşınması, hatta kafesin ev ,çerisinde yerinin değişmesi bile bir sebep olabilir. Eve gelen yeni bir bebek, ya da başka bir evcil, ya da başka, uyum sağlayamadığı bir papağanın gelmesi, ya da evdeki fertlerden biri onu sürekli rahatsız etmesi, kafesinde kendini korunmuyor hissetmesi, kafesin göz hizasının altında bulunması, kafeste hiç oyuncağın bulunmaması… tüm bunlar tüy yolmaya sebep olabilir.
Elbette stresin dışında bazı hastalıklar da tüy yolmasına sebep olabilir, French Moult ya da PBFD bunların arasındadır. Sancısı olan bir papağan tüy yolabilir, ya da deride kaşıntısı varsa zamanla tüylerini kopartabilir. O yüzden de zaten –çok küçük yavrular hariç- tüm papağanlara banyo yapma fırsatı tanınmalı. Ancak, bu banyo bizim anladığımız şampuanlı yıkama şeklinde değil, çok evcil ve alışkın kuşlar hariç, sadece çiçekler için kullanılan püskürtme aleti ile ılık su püskürtülür.
Sultan papağanlarda sıkça tüy yolmanın nedeni bir Giardia enfeksiyonu sebeptir..Bunun teşhisi bir veteriner tarafından yapılabilir ! . Deri ya da tüy köklerinin bakteriyel bir enfeksiyon da görülebilir, bunun da tespiti veteriner tarafından yapılır ve tedavi edilir.

Kanat kesimi- hele hele yanliş kanat kesimi- tüy yolmaya nedendir. Keskin olmayan bir makasla tüyler ezilerek kesilirse, papağan onlarla uğraşmaya başlar ve zamanla diğer tüylerini de yolar.

Eksik beslenme, yani vitamin ya da mineral eksikliği diğer bir sebeptir, bilhassa A vitamini çok önemlidir. Bazı papağanlarda alerjiler olabilir, bilhassa toza karşı. Çinko ya da diğer bir ağır metal zehirlenmesi, (kafes telleri veya aksesuarında çinko olabilir) uzun zaman azar azar alınan bu metaller de zehirlenmenin neticesi olarak tüy yoldurabilir .

Bazı dişiler, erginleşince tüy yolmaya başlarlar, eşleri olsa da, olmazsa da. Ama genelde sadece göğüsteki tüyleri yolarlar ve her yıl aynı mevsimde de tekrarlarlar bu davranışı.

Doğada papağanlar sosyal bir hayvan olarak grup halinde yaşarlar. Her sosyal hayvanda belli davranış şemaları var, bunların arasında da yapılmaması gereken şeylerin yapılması halinde arkadaşlar ya da ebeveyin tarafından cezalandırılmasıdır. O sebepten dolayı, bizdeki – tabi ki evcil olması şartı ile- papağanların da eğer yanlış bir şey yapıyorlarsa, onların bir şekilde cezaladırmamız lazım. Bağırp cağırmak, hatta fiziki şiddet ise asla çare olamaz! Bir papağanı en çok etkileyen en güzel ceza, onu ilgi ve yakınlıktan mahrum etmektir.
Bu nedenle, tüylerini yolduğunu fark ettiğiniz an, asla ona bağırmayin, ona söylenmeyin, tam tersine, sadece bulunduğunuz odayi terk edin.. Eğer kızarsanız, onun mantığına göre ilginizi çekmek için çok güzel etkili bir metod bulduğunu sanarak tam tersine daha da çok tüylerini yolacaktır.

Özetle, papağanınız tüy yoluyorsa, şunları takip edelim:

-Yeni başladı ise, son zamanlarda evde hangi değişikliklerin meydana geldiğini tespit etmeye çalışın.Farklı temizlik malzemeleri bile gözardı etmeyin (halı şampuanı mesela).
- Bulunduğu odanın havası fazla kuru olmamalı, en az haftada 2 defa püskürtme yolu ile banyo yapmalı.
- Haftada en az 1 defa kafese yeni “oyuncaklar” konmalı: taze dallar, halatlar, vs vs.
- Taze meyve ve sebze içeren dengeli bir besleme sunmalısınız.
- Eğer bulabilirseniz, papağan yani kanatlılarla ilgilenen bir veteriner hekime gidin ki hastalık ihtimalleri araştırsın.
-Mümkün olduğu kadar ona meşgaleler sunun, yalnız kalmasını engelleyin, zaman zaman kafesin yerini değistirin, ilgileniyorsa cam kenarına koyun ki etrafı izleyebilsin, zaman zaman radyo ya da TVyi açık bırakın.
- Onu meşgul edecek yemler verin, mesela bütün cevizler, ya da bir kartonun içine sakladığınız ve uğraşarak elde edeceği bir fıstık gibi.
- Bilhassa A vitamin eksikliği sık sık görülmekte, bu nedenle besinlerinde A vitamini bol bulunan şeyleri tercih edilmeli.
Kocaman bir kafes edinmeyi düşünün. Hazır kafesler pahalı geliyorsa, kaynakçıya yaptıracağınız kendi konstrüksyonunuz olan bir kafes çok şık olmayabilir ama papağanınız içinde rahat edebilir.


Tüm bu bilgiler, dünyanın en büyük papağan uzmanlarından sayılan Rosemary Low’un papağanlardaki davranış bozuklukları ile ilgili kitaptan alınmıştır. Sayın Law’a haksızlık ediyorum,çünkü bu değerli bilgileri siteme aktarmak için izin almadım doğrusu. Ne var ki kanımca sitem de gayet amatör, ayrıca ticari bir kaygı taşımamakta. Eğer bu bilgiler bu ülkemizde tek bir papağanın mutluluğuna kavuşmasına yaramış olduğunu duyarsa sanırım üstadımız bana hiç kızmayacaktır.

Tüm bunlara benim ekleyeceğim kendi gözlemlerim var:
Rosemary Law’un ülkesinde papağanlar artık vahşi doğadan kopartılarak evcilleştirilmemektedirler. Bizimkilerin ise kanımca sorunları biraz farklı.
Hür doğdukları için, ne kadar evcilleşirse evcilleşsinler, içleri aslında hala o doğanın vahşi hayvanıdır. Zamanı gelince eşleşmek isterler. Ne var ki bağlandıkları insan maalesef papağan olamıyor. Ve bir türlü dürtülerini yaşıyamamaktan, ayrıca doğadaki eşinden farklı olarak sevdiği insanı günde sadece (az veya çok) birkaç saat görebildiği için, yalnızlığın ıstırabını çekmektedir.

Birçok Jako bana çırılçıplak geldi ve diğerlerin yanında (karakterine göre ya aynı salma ya da kafeste ya da en azından aynı odada) çok şükür kısa zamanda hepsi tüylendiler. Zaman zaman nuksediyor gerçi, ama az bir yolmadan sonra duruyorlar ve yeniden tüyler çıkıyor.
Acaba Papagan sahiplerine, Papağanların daha tüy yolmaya başlamadan önce var olanın yanına ikinci bir papağan almayı ikna edebilsek daha güzel olmaz mı?

Mademki sevdiğimiz için besliyoruz….Sevgi bencilliği aşmalı, öyle değil mi?


Hazırlayan: Verena Gygax